|
Baş Editör: Prof. Dr. Ayşe Gelal ayse.gelal@deu.edu.tr |
Bilimsel Editör: Prof. Dr. Şule Oktay sule.oktay@kappa-crt.com.tr |
İdari Editör: Uzm. Dr. Ümit Uğurlu umitugurlu@gmail.com |
İLAÇ VE TIBBİ TEKNOLOJİ POLİTİKALARI
|
”Terapötik ilaç düzeyi izlemi” ve ilaç/bağımlılık yapan madde analizlerinin yapılma sürecinde Farmakologların/ Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dallarının yeri ve fonksiyonuna yönelik görüşler için KFÇG tarafından düzenlenen anket formuna buradan ulaşabilirsiniz. |
|
FDA Drug Safety Communication: Reduced effectiveness of Plavix (clopidogrel) in patients who are poor metabolizers of the drug March 12, 2010 Audience: Cardiology healthcare professionals, patients. FDA notified healthcare professionals and patients that a Boxed Warning has been added to the prescribing information for Plavix, an anti-blood clotting medication. The Boxed Warning in the drug label will include information to: Warn about reduced effectiveness in patients who are poor metabolizers of Plavix. Poor metabolizers do... Zayıf metabolize edici hastalarda Plavix (Clopidogrel)’in azalmış etkililiğine dair uyarı………………. |
|
12 Mart 2010 tarihinde yayınlanan klinik araştırmalara başvuru süreci ile ilgili bilgiye http://www.iegm.gov.tr/Default.aspx?sayfa=basvuru_sureci&lang=tr-TR adresinden ulaşılabilir…….. |
|
Sağlık Bakanlığı tarafından 16 Mart 2010 tarihinde yayınlanan Klinik Araştırmalarda Meydana Gelen Advers Olay/Reaksiyon Raporlarının Toplanması, Doğrulanması ve Sunulmasına ilişkin kılavuza http://www.iegm.gov.tr/Default.aspx?sayfa=basvuru_sureci&lang=tr-TR adresinden ulaşılabilir… |
|
Aşağıda konusu bildirilmiş olan XVII. Farmakoloji Eğitim Sempozyumu programı ile ilgili bilgilere http://www.tfd.org.tr/ adresinden ulaşılabilir….. TÜRK FARMAKOLOJİ DERNEĞİ TERAPÖTİK İLAÇ DÜZEYİ İZLEMİ EĞİTİM PROGRAMI
Yakın Doğu Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lefkoşa 27-30 Mayıs, 2010 |
Prof. Dr. Ersin Yarış
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ab Dalı Öğretim Üyesi,
TFD Yönetim Kurulu Üyesi,
TTB İlaç Danışma Kurulu Başkanı,
TTB UDEK Yürütme Kurulu Üyesi,
TTB UDEK İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu Üyesi.
Ülkemizde pek çok alanda genel politikaların eksik olduğu bir gerçektir. İlaç ve
tıbbi teknoloji alanları da ne acıdır ki bu saptamaya uygun bir durumdadır. Bazı
ciddi adımlar atılmış olsa da ne yazık ki uygulanan bir politikanın varlığı dahi
hissedilmemektedir. En ciddi girişimler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Kuruluş
yıldönümü temelinde “Türkiye’nin 2023 Vizyonu”na ilişkin çalışma ve raporlar,
önemini giderek yitirse de “Beş Yıllık Kalkınma Planları”dır. Ancak bu konularda
yapılan tartışmalar, çalışmalar, güç de olsa sağlanan yarı-uzlaşmalar günlük
pratikte karşılığını pek bulamamaktadır. Yine günübirlik kararlar ve temel çıkış
noktaları tasarruf olan önlemlerle konu geçiştirilmeye, gün kurtarılmaya
çalışılmaktadır.
Devlet kurumlarının bu konudaki yetersizlikleri, niyetsizlikleri açıktır. O halde görev yine sivil toplum örgütlerine düşmektedir. Bu alanı dolduran en önemli yapılanma, Türk Tabipleri Birliği (TTB) içindeki Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (UDEK)’tir. Adından da anlaşılacağı gibi tıbbın farklı uzmanlık alanlarını temsil eden birçok derneğin temsil edildiği bu yapılanma, yalnızca uzmanlık alanındaki sorunları ya da uzmanlık eğitimini değil tıbbi uygulamalar konusunda yaşanan sorunları da değerlendirmekte, görüş oluşturmakta, girişimlerde bulunmakta, yargıya taşınması gereken konularda TTB’ne bilimsel destek sağlamaktadır. Yönerge gereği sorumluluk UDEK Yürütme Kurulu’ndadır.
UDEK pek çok alanda etkinlik göstermektedir. Üye derneklerin
temsilcilerinin oluşturduğu alt komisyonlar ve çalışma grupları üzerinden bu
çalışmalar sürdürülmektedir. En son kurulan çalışma gruplarından birisi de “İlaç
ve Teknoloji Çalışma Grubu”dur. Bu grup etkin biçimde çalışmaya başladığında
çalışma ilkelerini aşağıda belirtilen biçimiyle oluşturmuş ve kamuoyuyla
paylaşmıştır. Bu ilkeler aslında ülkemizin bu alanda neler yapması gerektiğine,
hangi politikaları üretmesi gerektiğine yol gösterebilecek başlıklardan
oluşmaktadır.
İlaç ve Teknoloji Grubu Çalışma İlke ve Amaçları
İlaç ve Teknoloji grubunun çalışma
ilkeleri şöyle özetlenebilir:
İlgi alanına giren konularda; verili koşulları dikkate alarak sorunu/sorunları
bir öngörü olarak tanımlama ve tanımlanan sorunlarla ilgili olarak uzmanlık
derneklerinin görüşüne başvurma; derneklerden gelen görüş(ler) ışığında,
gerekirse sorunu yeniden tanımlama ve tanımlı sorun(lar)la ilgili sorumluluk
sınırlarını belirleme; çözüm için öneri(ler) geliştirme/somutlama; mevcut
öneriyi/önerileri tercihan bütün, ama konunun özgüllüğüne göre ilişkili
alanların üye uzmanlık derneklerinin bilgisine sunma, görüş alma; oluşan
görüşlere son halini vererek muhataplarına (UDEK Yürütme Kurulu tarafından
yetkilendirildiği takdirde) doğrudan veya dolaylı olarak iletme, görüşme ve
izleme.
Eşgüdüm, katılımcılık, sorun tanımlama, çözüm üretme yukarıda özetlenen süreçlerde, tüm çalışma grupları gibi İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu tarafından benimsenecek temel yaklaşımıdır.
İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu vurgulanan çalışma ilkeleri ve yaklaşımı çerçevesinde yürüteceği çalışmalarında somut hedefler ortaya koymaktadır. Bunlardan bir tanesi “yansız ve güvenilir” bilgi kaynağı oluşturmaktır. Sağlık hizmetinin ayrılmaz bileşenleri olarak ilaç ve sağlık teknolojisinin kullanımında, başta birinci basamakta çalışanlar olmak üzere hizmeti sunan tüm hekimlerin güncel, geçerli, bilimsel temelde hekimlik uygulaması için güvenilir, nesnel, yansız bilgi kaynağına gereksinimleri olduğu düşünülmektedir. Gelişen teknoloji sonucunda günümüzde bilgiye ulaşmak kolaylaşmış gibi görünse de var olan “bilgi kirliliği” dikkate alındığında değinilen nitelikte bir bilgi kaynağının “referans değeri” taşıma anlamında önemi daha da artmaktadır. Böylesi bir kaynak, aynı zamanda kaynakların akılcı biçimde kullanılması yönüyle de başlı başına önemli olacaktır.
Söz konusu güvenilir bilgi kaynağı, kaynakların akılcı biçimde
kullanılmasına sağlayacağı katkının yanı sıra bir iletişim platformu da
yaratabilecektir. Bu platform, akılcılığı ve “halk sağlığını önceleyerek”,
hastaların sağlık hakkıyla birlikte sağlık çalışanlarının da sağlık ve özlük
haklarını koruyarak akılcı biçimde kullanabilecekleri “etik” yaklaşımların
oluşturulma, paylaşılma, duyurulma ve uygulanması için harcanacak çabaya bir
zemin oluşturacaktır.
Güvenilir, yansız, nesnel bilgi kaynağı, kanıta dayalı tıbbi uygulamaları esas alan bir yapılanma olarak, tamamlanmış ya da sürdürülmekte olan endüstri katkılı bilimsel çalışmaların sonuçlarına yönelik bilimsel temellere dayanan görüşlerin oluşturulabilmesi yönüyle de önemlidir. Bu konuda hekimlerde ve zaman zaman medya desteğiyle kamuoyunda oluşan/oluşturulan kafa karışıklıklarına da bilgi servisi anlamında çözüm olabilecektir.
Çalışma grubu, ilaç ve tıbbi teknoloji alanında hekimlerin yaşadıkları sorunları saptama, saptanan sorunlar içerisinde öncelik belirleme, ayrıntılandırıp bir uzmanlık alanına özgü olması ya da birden fazla uzmanlık alanını ortaklaşa ilgilendirmesi yönleriyle sınıflayıp uygun ortamlarda tartışmaya açmayı görevleri ve hedefleri arasında kabul etmektedir. Sorunların giderek ağırlaştığı, kuralların gerekçelerinin dahi açıklanmayıp sık sık, hem hekimlerin hem de hastaların aleyhine değiştirildiği, her şeyin ucuza getirilmesi amacıyla davranıldığı, hekim emeğinin de bilerek ucuzlatıldığı bu günlerde bu çabanın çok sıcak bir zemininin olduğu açıktır.
Ülkemizde ilaç ve teknoloji alanında
yaşanan plansızlık ve programsızlık başlı başına bir sorundur. İşin kötü yanı
devletin hiçbir kurumu bu alanda asli sorumluluğu,
organizatörlüğü/koordinatörlüğü üstlenmemekte, “parayı veren düdüğü çalar”
örneğindeki gibi geri ödemeleri denetleyen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ön plana
çıkmakta, kadrosu, deneyimi tartışmaya açık olan bu kurumun aldığı bu kararlar
karşısında “sağlık otoritesi” Sağlık Bakanlığı suskun kalmaktadır. “Ödememe”
temelinde yapılandırılmış uygulamalar, kararlar en çok hekimlik uygulamalarını
etkilemekte, eczacılar ve hastalar da bir yandan mağdur edilmektedir. Bu yönden
bakıldığında, hekimlerin örgütü olan TTB’nin sağladığı bir çatı altında bir
araya gelmiş olan uzmanlık dernekleri, yine hekimlerin bilimsel temelde
örgütlendikleri birer kurum ve bir araya geldikleri bir platform (UDEK) olarak
sağlık alanına doğrudan müdahil olma noktasına gelmiştir. Hem TTB’nin hem de
derneklerin bu alandaki yetkinlikleri açıktır. Sorunların çözümü için tüm
uzmanlık derneklerinin eşgüdüm içinde çaba göstermesini sağlamak çalışma
grubunun en önemli işlevi olacaktır.
İlaçların ruhsatlandırılması, yeni ruhsat alan veya üretimden kaldırılan ilaçlar, ruhsatlandırılmayan ya da ruhsatlı olmasına karşın piyasada bulundurulmayan ilaçlar konusunda inceleme yaparak bu durumun toplum sağlığı ve ilaca ulaşım hakkı üzerine etkilerini değerlendirmek de ihmal edilmeyecek önemdedir. Bu konuda hekimlerden derneklere gelen eleştiriler UDEK üzerinden TTB’ne yansıtılmakta ve izlenmeye çalışılmaktadır.
İlaç alanında kurallar ve denetimler bir hayli oturmuş durumdadır.
Oysa aynı şeyi, çeşitliliğin çok daha fazla olduğu tıbbi teknoloji alanında
söylemek olanaksızdır. Bu konuda tek başına SGK’nın sağlıklı çözümler bulması
beklenmemelidir. Var olan tüm tıbbi teknoloji ürünlerini ve hizmetlerini, ilgili
uzmanlık alanının temsilcisi olan derneklerle katılımcı biçimde değerlendirip
sınıflandırma, işlevlerini tanımlama, yeni teknoloji/uygulamalarda Türkiye için
gerekliliklerine karar verme, asgari standartlarını belirleme, verimliliklerini
ve güncel gelişmelere göre bunları değerlendirme, düzgün ve rantabl kullanımları
için tanı/tedavi akış şemaları oluşturma, kullanım endikasyonlarını belirleme
gibi konularda çalışma yapmak çalışma grubunun hedefleri arasında yer
almaktadır. Ne yazık ki halen en temel eksiklik budur ve bu eksikliğin başta SGK
olmak üzere hiçbir kamu kurumu tarafından kapatılması olanaksızdır. Sözü edilen
temel eksiklikler giderilmeden alınacak, alınmakta olan, alınmış her karar
“malul” olacaktır, tartışmalar hiç sona ermeyecektir. Bu bağlamda, başta SGK
olmak üzere ilgili kamu kurumlarının yaklaşımlarını, paradigmalarını, karar alma
süreçlerini ve mekanizmalarını değiştirmesi gereklidir.
İlaç ve tıbbi teknoloji konusundaki yasal düzenlemeler (SGK düzenlemeleri başta olmak üzere) bir yandan hekimliğin günlük mesleksel uygulamalarını olumsuz etkilerken hizmetten yararlanmak isteyen insanları da olumsuz etkileyebilmektedir. Çalışma grubunun etkinliklerinde hekim boyutu kadar bu düzenlemelerin halk sağlığı ve sağlık hizmetine ulaşım/sağlık hakkı üzerine etkilerine ilişkin görüş oluşturmak da üzerinde önemle durulması gereken bir konu olmalıdır. Sonuçta sağlık bir kamu hizmetidir ve aslolan hizmeti almaya çalışan insanlardır. Onları dışlayan, onların memnuniyetlerini görmezden gelen her uygulama özünde yanlıştır. Elbette ki burada kastedilen popülizmin alkışlanması da değildir.
En önemli ve giderek tehlike sınırlarına dayanan bir başka konu
“tamamlayıcı tıp ürünleri”dir. Doğrudan ilaç başlığı altında ele alınmamakla
birlikte kamuoyunda ilaç gibi yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır.
Hiçbirisinin ilaç ruhsatı yoktur. Pek çoğunun “gıda katkı maddesi” kapsamında
“ithal izni” vardır ve ruhsatmış gibi kullanılmaktadır. Alternatif/tamamlayıcı
tıp ürünleri, bitkisel tedaviler, beslenme destek ürünleri gibi tanımlarla
kamuoyuna sunulan bu ürünler bir yandan da çeşitli hizmet kampanyalarıyla
desteklenmektedir. Pazar giderek büyümekte, medyanın da muhtemelen
bilgilendirmenin ötesinde pazarlama boyutuyla işin içine girdiği bu sektör
ticari öncelikler nedeniyle halk sağlığını tehlikeye atmaktadır. Bir yandan
haksız kazançların elde edilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmeli ama halkın
sağlığını korumaya yönelik girişimler kesinlikle temel hedef olmalıdır. Bu
sürecin “tezgah üstü (over the counter) ilaçlar” ile ilişkisi ve olası planlar
konusunda sürekli bir dikkat de atlanmamalıdır.
TTB UDEK bünyesinde kurulmuş olan
“İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu”nun kendine koyduğu ve uzmanlık derneklerine
deklare ettiği hedefler bunlardır. Bu hedefler dikkatle incelendiğinde ilaç ve
tıbbi teknoloji konusunda ulusal düzeyde üretilmemiş olan politikaların (belki
de “politikasızlığın” demek daha doğru olacaktır) eksiklikleri anlaşılacaktır.
Hedefler genel anlamda değerlendirildiğinde sektörel düzeyde oluşturulabilecek
politikaların ipuçları veya ön-çalışmaları anlaşılabilecektir. Grubun
çalışmaları her ne kadar derneklerin kurumsal katkısına açıksa da, TFD’nin bir
çalışma grubu olarak Klinik Farmakoloji Çalışma Grubu’nun ve üyelerinin kurumsal
ve bireysel katkıları da son derece önemlidir. Aynı durum Klinik Toksikoloji
Çalışma Grubu için de geçerlidir. Öneriler ve katkılar TFD üzerinden İlaç ve
Teknoloji Grubu’na iletilebilir. Her bir öneri dikkatle değerlendirilecek ve
olgunlaştırılmaya çalışılacaktır.
Ekler
Konu ile ilgili ekler:
"Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri"
olarak adlandırılan TÜBİTAK Teknoloji Öngörü
Projesi’nin Sağlık ve İlaç Paneli’nin sonuç raporuna www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/si/saglikveilac_son_surum.pdf
adresinden, ilgili eklerine ise:
*2023’te İlaç ve Tedavi
(www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/si/EK-10.pdf)
*İlaç, Sağlık Hizmetleri ve Biyoteknoloji
(www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/si/EK-12.pdf)
*Jenerik ilaç üretimi, Genomik ve Biyoteknoloji
(www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/si/EK-14.pdf)
adreslerinden ulaşılabilir.
KLİNİK ARAŞTIRMALAR HAKKINDA YÖNETMELİK’ TE DEĞİŞİKLİKLER YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK’ İN GETİRDİKLERİ
Prof. Dr. Ayşe Gelal
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı
23
Aralık 2008 tarihinde 27089 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve 1.1.2009
tarihinde yürürlüğe giren Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’ in bazı
maddeleri Danıştay 10. dairesinin 13.11.2009 gün ve E:2009/3991 sayılı kararı
gereğince iptal edilmişti. Bu iptal edilen maddelere yönelik olarak Klinik
Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’ te Değişiklikler Yapılmasına dair Yönetmelik,
11 Mart 2010 tarihli ve 27518 sayılı Resmi gazetede yayınlandı. Bu yönetmeliğe
göre yapılan değişikliklere aşağıda değinilmiştir. Daha önce Türk Farmakoloji
Derneği Üyesi Farmakologların Klinik Araştırmalar Hakkında
Yönetmelik’ e dair görüşleri Klinik Farmakoloji Çalışma Grubu-Yürütme Kurulu
tarafından derlenip, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’ne sunulmuştu. Yapılan
değişiklikte bu görüşlerden kısmen yararlanıldığı fark edilmektedir. Bu
Yönetmelik’ in Danıştay kararı sonrası klinik araştırmaların onay sürecinde
yaşanan tıkanıklığa kısa sürede çözüm üretmek amacıyla çıkarıldığını umduğumuzu
ve yapılacak detaylı düzenlemelerde Farmakologların görüşlerine daha fazla yer
verileceğine inancımızın sürdüğünü belirtmek isterim.
Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’ te Değişiklikler Yapılmasına dair Yönetmelik’ in tam metnine ve Türk Farmakoloji Derneği Üyesi Farmakologların Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik’ e dair görüşlerine http://www.tfd.org.tr/kfcg/index.htm adresinden ulaşabilirsiniz.
Aşağıda Yönetmelik’ te yapılmış değişiklikler özetlenmiştir:
1-
Kapsam
MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik; insanlar üzerinde yapılacak ilaç klinik araştırmalarını, ilaç dışı klinik araştırmaları, klinik araştırma yerlerini, bu araştırmaları gerçekleştirecek gerçek veya tüzel kişileri, biyoyararlanım ve biyoeşdeğerlik çalışmaları ile biyobenzer ürünler için kıyaslanabilirlik çalışmalarını kapsar.
(2) Girişimsel (invaziv) olmayan klinik araştırmalar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.
(3) İnsani amaçlı ilaca erken erişim programları İnsani Amaçlı İlaca Erken Erişim Programı Kılavuzunda ve ilaçlarla yapılan gözlemsel çalışmalar İlaçlarla Yapılan Gözlemsel Çalışmalar Kılavuzunda düzenlenmiştir.
Bu
madde ile biyobenzer ürünlerin (Biyobenzer Tıbbi Ürünlere İlişkin Kılavuz’da yer
alan tanım: Ruhsatlı biyolojik referans bir ilaca benzerlik gösteren ilaçlara
verilen addır. Biyobenzer ürünlerin etkin maddeleri, ilgili biyolojik referans
ilaçların benzeridir. Biyobenzer ve biyolojik referans ilaçlar genel olarak aynı
güçte aynı hastalığı tedavi etmek amacıyla kullanılır. Biyobenzer ilaçlar sadece
ticari ismi, görünüş ve ambalajlama özellikleri açısından, biyolojik referans
ilaçlardan farklılık gösterir) kıyaslanabilirlik çalışmaları Yönetmelik kapsamı
içine alınırken, girişimsel (invaziv) olmayan klinik araştırmalar (2001/20/EC
Sayılı AB Direktifi’nden tanımı/kapsamı tamamen farklıdır. Madde-4 (aa)) bu
Yönetmelik’ in kapsamı dışında bırakılmıştır.
Önceki yönetmelikte ‘ilaç dışı standart tedavi uygulamaları’ kapsam dışında
iken, yeni yönetmelik ile ilaç dışı klinik araştırmalar arasına dahil edilerek
kapsam içine alınmıştır (Madde 4 (o)) .
2-
Tanımlar
MADDE 4- “i) Destekleyici:
Bir klinik araştırmanın başlatılmasından, yürütülmesinden ve/veya finanse
edilmesinden sorumlu olan kişi, kurum veya kuruluşu; TÜBİTAK, DPT veya
üniversitelerin bilimsel araştırma projeleri ile yürütülecek araştırmalarda
doğrudan projenin sorumlu araştırmacısını; araştırmayı destekleyen kurum
veya kuruluş yok ise çok merkezli klinik araştırmalarda araştırma
koordinatörünü, münferit araştırmalarda ise sorumlu araştırmacıyı,”
Değişen ‘i’ Bendi ile TÜBİTAK, DPT veya üniversite tarafından desteklenen araştırmalarda projenin sorumlu araştırmacısının araştırmanın destekleyicisi olacağı bildirilmiştir.
“k) Etik Kurul: Araştırmaya katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunması; araştırmanın mevzuata uygun şekilde yapılmasının ve takip edilmesinin sağlanması amacıyla araştırma protokolü, araştırmacıların uygunluğu, araştırma yapılacak yerlerin yeterliliği ve gönüllülerin bilgilendirilmesinde kullanılacak yöntem ve belgeler ile bu kişilerden alınacak olurlar ve araştırmalarla ilgili diğer konularda bilimsel ve etik yönden görüş vermek üzere Yüksek Sağlık Şûrası bünyesinde, Bakan onayı ile İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu ve İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu adları altında oluşturulacak kurulları,”
‘k’ Bendi’ndeki yeni Etik Kurul tanımında önceki Yönetmelik’ e göre farklı illerde Bakanlık’ ın onayı ile kurulan Etik Kuruların yerine Yüksek Sağlık Şûrası bünyesinde İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu ve İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu oluşturulduğu görülmektedir.
“m) Gözlemsel İlaç çalışması: İlaçların Türkiye’de ruhsat aldığı endikasyonlarında Bakanlığın, güncel tanı ve tedavi kılavuzlarına uygun olarak tedavisi devam eden hastalarda, spontan reçete edilen ilaca ait verilerin toplandığı epidemiyolojik çalışmaları,”
‘m’ Bendi ile gözlemsel ilaç çalışmaları, ilaçların Türkiye’de ruhsat aldığı endikasyonlarda, Bakanlık’ın güncel tanı ve tedavi kılavuzlarına uygun olarak yapılan tedaviler olarak sınırlandırılmıştır.
“o) İlaç dışı klinik araştırma: Endüstriyel olmayan ileri tıbbi ürünlerle yapılan araştırmalar, ileri tedavi edici tıbbi ürünlerle yapılan araştırmalar, ilaç dışı standart tedavi uygulamaları, genetik materyalle yapılacak araştırmalar, tedavi amaçlı denemeler, kök hücre nakli araştırmaları, organ ve doku nakli araştırmaları ve tıbbi cihaz kullanılarak yapılacak araştırmalar dahil olmak üzere bir veya daha fazla merkezde insanlar üzerinde yürütülen ilaç dışı tüm klinik araştırmaları,”
Eski yönetmelikte ilaç dışı standart tedavinin tanımının yapıldığı ‘o’ Bendi yukarıdaki gibi ilaç dışı klinik araştırma tanımı ile değiştirilmiştir.
“aa) Girişimsel (invaziv) olmayan klinik araştırma: Anket çalışmaları, dosya ve görüntü kayıtları kullanılarak yapılan retrospektif arşiv taramaları ve benzeri gibi gözlemsel çalışmalar ile kan, idrar, doku, görüntü gibi biyokimya, mikrobiyoloji, patoloji ve radyoloji koleksiyon materyalleriyle veya rutin tetkik ve tedavi işlemleri sırasında elde edilmiş materyallerle yapılacak çalışmalar, hücre veya doku kültürü çalışmaları, hemşirelik faaliyetlerinin sınırları içerisinde yapılacak araştırmalar, egzersiz gibi vücut fizyolojisi ile ilgili araştırmalar, antropometrik ölçümlere dayalı yapılan çalışmalar ve yaşam alışkanlıklarının değerlendirilmesi araştırmaları gibi insana bir hekimin doğrudan müdahalesini gerektirmeden yapılacak tüm araştırmaları,”
‘aa’ Bendi, Kapsam
Bölümü’nde geçen girişimsel (invaziv) olmayan klinik araştırmayı tanımlayan yeni
eklenen bir maddedir.
Ayrıca tanımlar bölümünden klinik araştırma tanımı (ş Bendi) ile Klinik
Araştırmalar Danışma Kurulu tanımı (t Bendi) çıkarılmıştır.
MADDE 5
(a) Bendi
gönüllüler üzerinde yapılacak Faz I, Faz II, Faz III ve Faz IV ilaç klinik
araştırmaları, biyoyararlanım/biyoeşdeğerlik çalışmaları ve biyobenzer ürünler
için kıyaslanabilirlik çalışmaları ile ilaç dışı klinik araştırmaların ilgili
Etik Kurulca onaylandıktan ve Bakanlık izni alındıktan sonra araştırmanın
başlatılabileceği şeklinde değiştirilmiştir.
(ç) Bendi’nden araştırma ile ilgili bilgilendirmelerin ‘sorumlu
araştırmacı veya araştırma ekibinden yetkili birisi tarafından yapılacağı’
ifadesi çıkarılmıştır.
(d) Bendi’nde önceki Yönetmelik’ e göre 3 nüsha istenen Bilgilendirilmiş
Gönüllü Olur Formu 2 nüsha olarak değiştirilmiştir.
(g) ‘Gönüllü, gerekçeli veya gerekçesiz olarak, kendi rızasıyla, istediği
zaman araştırmadan ayrılabilir, kendisiyle ilgili tutulan kişisel veriler
hakkında bilgi talep edebilir, bu verilerin silinmesini veya düzeltilmesini
talep edebilir ve bundan dolayı sonraki tıbbi takibi ve tedavisi esnasında
mevcut haklarından herhangi bir kayba uğratılamaz.’ İtalik olarak yazılmış cümle
eklenmiştir.
(ğ) Bendi’nden ‘Farmakokinetik ve biyoeşdeğerlik çalışmalarında
gönüllülere ücret ödenmesi söz konusu olursa, bunun protokolde belirtilmesi
gerekir’ ifadesi çıkarılmıştır.
10. Madde’de belirtilen etik kurulların yapısı yeni Yönetmelik ile tamamen değiştirilmiş, Yönetmelik kapsamı dışındaki araştırmalar için kurumların kendi bünyelerinde değerlendirme komisyonları oluşturabileceği hükmü getirilmiştir.
MADDE 10 – (1)
‘………… araştırmalarla ilgili diğer konuları bilimsel ve etik yönden
değerlendirmek üzere Yüksek Sağlık Şûrası bünyesinde, Bakan onayı ile İlaç
Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu ve İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik
Danışma Kurulu adları altında, ihtiyaca göre her birinden bir ya da daha fazla
sayıda oluşturulur’ ifadesi ile ‘önceki Yönetmelik’ e göre Bakanlık’ ın
belirleyeceği bölgelerde, Bakanlık onayı ile kurulan Etik Kurulların’ yerine
yeni oluşturulacak Danışma Kurulları tanımlanmıştır.
(3) İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu üye dağılımı önceki
Yönetmelik’ e göre oluşturulan etik kurul üye dağılımından farklılık
göstermektedir: uzman hekim sayısı en az dört olarak belirlenirken, biyokimya
uzmanı ve biyomedikal alanında çalışan bir mühendis veya uzman, bulunmaması
halinde tercihen Tıp Fakültesi mezunu olan bir biyofizik veya fizyoloji öğretim
üyesi çıkarılmıştır. Sağlık mesleği mensubu olmayan, sağlıkla ilgili bir kurum
veya kuruluşta çalışmayan ve klinik araştırmalarla ilgisi bulunmayan üyenin de
ilahiyat fakültesi mezunu olması zorunluluğu getirilmiştir.
(5) Fıkra’da İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu üye
dağılımı tanımlanmıştır.
Önceki Yönetmelik’ de tek bir etik kurul tarafından değerlendirilen ilaç ve ilaç dışı klinik araştırmalar, yeni Yönetmelik’ e göre İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu ve İlaç Dışı Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu tarafından değerlendirilecektir. MADDE 11, İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu ve İlaç Dışı Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu’nun görev ve yetkilerini tanımlamaktadır.
İlgili Etik Danışma Kurulu’nun görüşünü bildirme süresi başvuru tarihinden itibaren 45 günden yeni Yönetmelik ile otuz güne indirilmiştir.
Araştırma başvurusu ve izni ile ilgili hükümlerin yer aldığı MADDE 17’de yapılan değişiklikler:
Başvuru dosyası
Bakanlık’ ta ön incelemeden geçtikten sonra etik onay için ilgili Danışma
Kurulu’na yönlendirilecek, etik onay alındıktan sonra da ilgili Genel Müdürlük
tarafından Bakanlık onay süreci tamamlanacaktır.
(2). Fıkra’da araştırma başvurusunun destekleyicinin görevlendirdiği
sözleşmeli araştırma kuruluşu tarafından da İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’ne
yapılabileceği hükmü getirilmiştir.
Ön inceleme ve Bakanlık onayı için ilgili Genel Müdürlük’ ün başvuruyu
değerlendirme süresi eski Yönetmelik’ de 60 gün iken yeni Yönetmelik’ de bu süre
ön inceleme için 15 gün, Bakanlık onay süreci için de 30 gün olarak
belirlenmiştir.
MADDE 19’
unu birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin ikinci ve
üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.
(1) Etik Kurulun onay verdiği bir klinik araştırma, ilaç klinik
araştırmaları ve yeni bir tıbbi cihazın denenmesi çalışmaları için İlaç ve
Eczacılık Genel Müdürlüğünün; endüstriyel olmayan ileri tıbbi ürünlerle
yapılacak araştırmalar, ileri tedavi edici tıbbi ürünlerle yapılacak
araştırmalar; tedavi amaçlı deneme kapsamındaki klinik araştırmalar, genetik
materyalle yapılacak klinik araştırmalar, yeni bir cerrahi metot araştırması,
kök hücre nakli araştırması, doku ve organ nakli araştırması için Tedavi
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün izni alındıktan sonra başlatılabilir.
MADDE 20
(b) Bendi ‘Araştırmanın başlamasından sonra protokolde yapılacak
değişiklikler destekleyici tarafından Bakanlığa bildirilir. 19 uncu maddenin
dördüncü fıkrasında belirtilen protokol değişiklikleri için ilgili Genel
Müdürlüğün onayının alınması zorunludur’ olarak değiştirilmiştir.
MADDE 25
(2). Fıkra’da advers etkilerin araştırmacı tarafından destekleyiciye acil
olarak, ayrıntılı rapor ise sekiz gün içerisinde ilgili Genel Müdürlüğe
bildirileceği yeniliği getirilmiştir.
MADDE 26
(1). Fıkra’da önceki Yönetmelik’ de 7 günü aşmayacak şekilde bildirilmiş
olan araştırma sırasında ölümle neticelenmiş veya hayatı tehdit edici, şüpheli,
beklenmeyen ciddi advers etkilerin Genel Müdürlüğe bildirilmesi süresi; ilgili
Genel Müdürlük’ ün çalışmadığı resmi tatiller hariç 48 saat içerisinde olarak
değiştirilmiştir.
Önceki Yönetmelik’ in 12, 13 ve 18 inci maddeleri ile 32 nci maddesinin
birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Ekler
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp
Fakültesi
Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı
'Bültende yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir'
| Türk Farmakoloji Derneği | Türk Farmakoloji Derneği - KFÇG | 1024*768 | IE 5+ |
