|
Baş Editör: Prof. Dr. Şule Oktay sule.oktay@kappa-crt.com.tr |
Teknik Editör: Prof. Dr. Zafer Güney zguney@gazi.edu.tr |
Bilimsel Editör: Doç. Dr. Ahmet Akıcı ahakici@yahoo.com |
İdari Editör: Uzm. Dr. Ümit Uğurlu umitugurlu@gmail.com |
MEZUNİYET ÖNCESİ TIP EĞİTİMİ İÇİNDE KLİNİK FARMAKOLOJİ ÖĞRETİMİ
Yrd. Doç. Dr. Hatice ŞAHİN* ve Prof. Dr. Şule OKTAY**
*Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Anabilim Dalı, İzmir
**KAPPA Eğitim Danışmanlık Araştırma Ltd, İstanbul

I.
GİRİŞ
Tıbbın geçmişi ile
karşılaştırıldığında “güvenli ve etkili ilaç tedavisi ile hasta bakımını
iyileştirmeyi ve ilaçlı tedaviyi geliştirme ve değerlendirme” amacı olan klinik
farmakolojinin daha genç bir alan olduğu ve ilk kez 1960’lı yıllarda gündeme
geldiği görülmektedir (1,2). Yaklaşık yarım yüzyıllık geçmiş içinde klinik
farmakoloji yalnızca tıp için değil ilaç endüstrisi için de temel alanlardan
biri olmuştur. Hasta bakımını iyileştirme ve ilaçlı tedaviyi değerlendirme amacı
göz önünde bulundurulduğunda bu bileşenlerin politik, sosyal, demografik ve
ekonomik nedenlerle değişimi ile birlikte klinik farmakoloji alanında da
değişimler yaşanacaktır. Bu değişimlerin akıllıca yönetilebilmesi için özellikle
mezuniyet öncesi dönemde tıp öğrencilerine bilgi, beceri ve tutuma ilişkin uygun
donanımlar kazandırılması yaşamsal öneme sahiptir.
Bu yazıda eğitim programının genel nitelikleri belirtildikten sonra klinik
farmakoloji öğretiminin mezuniyet öncesi tıp eğitimi içindeki yeri ve
uygulamaları konusunda bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Yazının ikincil amacı da
burada yer alan konular dahilinde her bir okuyucunun kendi yürüttüğü / yürütmeyi
düşündüğü klinik farmakoloji öğretimi konusunda eleştirel sorular sordurmaktır.
II. EĞİTİM PROGRAMI VE BİLEŞENLERİ
Tıp eğitimi konusu gereği doğrudan insan yaşamını ilgilendirdiği için tarihi,
siyasi ve sosyolojik olaylardan etkilenmektedir ve kendisini sürekli üretilen
bilgi karşısında da dinamik kılmalıdır. Bu gereklilik eğitim programlarının
içeriklerinin yenilenmesini-değişimini, öğrenme veya öğretme ile ilgili
sorumlulukların el değiştirmesini (eğitici odaklıdan öğrenen odaklıya doğru),
eğitim stratejilerinin ve değerlendirme biçimlerinin değişimini de beraberinde
getirmiştir. Artan bilginin olanca ağırlığı ile tıp eğitimine yansıtılması
beklenemez. O halde seçici, kendi ihtiyaçlarına yanıt veren ve yeniliklere açık
esnek bir program yapma zorunluluğu gündeme gelmektedir. 1990’lı yılların
başından itibaren temel odak mezuniyet öncesi tıp eğitimi olmak üzere “değişim”
konuşulmakta ve içerikten öğrenme stratejilerine ve değerlendirmeye kadar varan
değişiklikler yapılmaktadır (3).
Eğitim programı, insanı kültürlenme süreci ile birlikte yoğurarak ortaya kendi
kendine yeten ve yaşam boyu öğrenme sürecine sahip bir birey ortaya çıkarmayı
amaçlamalıdır. Eğitim programı temel olarak hedef, içerik, öğrenme – öğretme
süreci ve değerlendirme bileşenlerinden oluşmaktadır ve her biri arasında da
dinamik ilişkiler söz konusudur (4). “Dinamik ilişkiler” kavramı programın
bileşenlerinden herhangi birinde değişiklik olduğunda diğerlerinde de değişimin
kaçınılmaz olduğunu ifade etmektedir. Örneğin; hedefler daha çok uygulama
(beceri) ağırlıklı olarak belirleniyorsa öğrenme de buna uygun olmalı ve doğal
olarak başarının değerlendirilmesi (sınama) de bu öğrenmeye uygun olmalıdır.
Programın yukarıda sözü edilen dört ana bileşeninin bir arada farklı biçimlerde
organizasyonu ile eğitim programı geliştirme modelleri ortaya çıkmaktadır.
Organizasyon biçimi ne olursa olsun, tüm modellerinde eğitim programı geliştirme
çalışmaları gereksinimlerin veya ihtiyaçların belirlenmesi ile başlatılır.
“Gereksinimlerin belirlenmesi” nde ideal durum ile mevcut durum arasındaki fark
belirlenir (4,5).
Gereksinimlerin belirlenmesi ile eğitim
programının toplum ve bireye “katkısının ne olacağı” sorusuna yanıt verilir.
Gereksinimler “genel (toplumsal) gereksinimler” ve “bireysel gereksinimler”
olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Genel gereksinimlerde
yetiştirilecek olan hekim, kamu veya özel kesimde vereceği hizmet ile ülkenin
öncelikli sağlık sorunlarına yanıt verebilecektir. Bu şekilde eğitim
programının, ülke sorunlarına duyarlı yani genel (toplumsal) gereksinimlere
yanıt verebilir bir program olarak düzenlendiği kabul edilmektedir. Eğitimde
özellikle de yetişkin eğitiminde, etkin öğrenme ancak öğrenenlerin
gereksinimleri çerçevesinde şekillendirilen eğitim programları ile
gerçekleştirilebilmektedir (4,5). Bireysel gereksinimlerin belirlenmesi ile
öğrenenlere kazandırılacak “bilgi, beceri ve tutumlar”, mesleki ve sosyal
anlamda sağlanacak katkılar ile bireyin, sağlık hizmetine katkıları ortaya
konur.
Programı geliştirmenin sonraki aşaması gereksinimlerden yola çıkarak programın
“hedeflerinin belirlenmesi” dir (4,5). Hedeflerinin bilgi, beceri ve tutum
hedefleri olarak aşamalı şekilde eğitim programında tanımlanması beklenir.
Hedeflerin düzeyinin “yıllara göre” belirlenmesi de gereklidir. İlerleyen
yıllarla birlikte bilgi ağırlığı azalmakta ve daha karmaşık becerilerin
kazandırılması amaçlanmaktadır. Hedeflere dayanarak belirlenen içeriğin etkin
şekilde öğrenilmesinde uygun “eğitim stratejileri” nin belirlenmesi gereklidir
(4,5). Toplumsal ve bireysel gereksinimler dikkate alınarak hedeflerinin ve
içeriğin belirlendiği bir eğitim programı, uygun öğrenme-öğretme stratejileri
ile desteklenerek öğrencilere sunulmaktadır. Eğitim programının etkin biçimde
“uygulanması”nda program sorumlusunun olması ve programın tüm eğitim ekibi
tarafından benimsenmesi önem taşımaktadır (4,5).
Program geliştirmenin son aşaması
“değerlendirme”dir (4,5). Burada yalnızca eğitim alan kişilerin başarı
durumlarının değerlendirilmesi değil, aynı zamanda eğitim programının
etkinliğinin de değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Kern tarafından geliştirilen Altı Adımda Program Geliştirme Modeli ile yukarıda
sözü edilen eğitim programının bileşenleri bir bütün halinde sunulmuştur (5)
(Şekil 1). Bileşenlerin birbirini ardışık olarak izlememesi, her bileşenin eş
zamanlı olarak planlanması modelin avantajını oluşturmaktadır. Bundan sonraki
bölümde klinik farmakoloji öğretiminin Kern Modeli’ne göre nasıl
planlanabileceğine ilişkin bilgi verilecektir.

Şekil 1: Kern’ in (Altı Adımda) Program Geliştirme Modeli
III. KLİNİK FARMAKOLOJİ ÖĞRETİMİ
Eğitim kavramının tanımında istendik davranış değişikliğinden bahsedilir.
Buradaki “istendik” sözcüğü, eğitim boyunca yaşanacak olan süreçte kasıtlı bir
değişimin yaşanacağını ifade eder (4). Kasıtlı değişim sürecinin gerçekleşmesi
için sürecin en ince ayrıntısına kadar planlanması gerekir. Klinik farmakoloji
eğitiminin bir eğitim programı içinde yer alması “müfredat içinde bir veya
birkaç ders saatlik” yere sahip olması veya “bağımsız bir sınıfta uygulanıyor
olmasından” çok ötede bir anlama sahiptir. Bu bölümde, durumu daha iyi
anlatabilmek amacıyla yukarıda sözü edilen eğitim programı geliştirme modeli
çerçeve kabul edilerek mezuniyet öncesi eğitim programı içine klinik farmakoloji
konularının yerleştirilmesinde yanıtlanacak sorular üzerinde durulacaktır.
1. Toplumun klinik farmakoloji eğitimine gereksinimi var mıdır?
Eğitim programlarının planlanmasında “toplumun öncelikli sağlık sorunlarının
dikkate alınması” son yıllarda üzerinde durulan kavramlardan biridir. Ancak bu
sayede hekim toplumun sağlık gereksinimlerine yanıt verecek biçimde
yetiştirilebilir. Bu anlayışta, toplumların nüfus yapıları, hastalık-sağlık
göstergeleri, sosyal güvence durumları ve değişim dinamikleri tıp eğitimi
programlarının temelini oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı
“beş yıldızlı hekim” kavramı, İngilitere’de General Medical Council
tarafından hazırlanan “Tomorrow’s Doctors” metni, Edinburg Bildirgesi
başta olmak üzere temel metinler tıp eğitiminin “toplumların sağlık düzeyini
yükseltecek hekimler” yetiştirmeyi amaçladığını ve eğitim programlarının da bunu
gözetecek biçimde planlanması gerektiğini belirtmektedir (3,6). Bu konuyu klinik
farmakoloji eğitimi bakımından değerlendirdiğimizde şunları görürüz: Başta
bulaşıcı hastalıklar olmak üzere hastalıkların tanı ve tedavisindeki gelişmeler
ile insan ömrü uzamış ve nüfus yapısını değiştirmiş; günümüzde uzun ama kronik
hastalıklarla yaşama durumunu gündeme gelmiştir. Hastalık profilinin
değişmesinin yanı sıra sağlık sistemlerindeki değişimler, sosyal güvence ve geri
ödeme biçimlerindeki değişim ile daha önceden hekimin hiç aklına gelmeyen
“cepten ödeme” kavramını gündeme getirmiştir. Ayrıca artan teknolojik gelişme
ile birlikte bilgi de hızla artmış, hekimlerin artan bilgiyi takip etmesinde
zorluklar yaşanmaya başlamıştır. Hekimler ilaç seçme kararlarını bağımsız ve
kanıtlara dayalı verme konusunda güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Bu güçlükler
hekimleri güncel ilaç bilgileri konusunda ilaç firmalarına bağımlı kılmakta, bu
durum da meslek ahlakına uygun olmayan sonuçların ortaya çıkmasına neden
olabilmektedir. Nüfus yapısı, sağlık sistemi ve bilgiye erişim ile kullanımdaki
değişimlerle baş edebilecek bir “mezun hekim yetiştirme” gereği ortaya
çıkmaktadır. Temelde bu üç alandaki değişime yanıt verebilecek hekimlerin
yetiştirilmesine klinik farmakoloji eğitiminin yanıt verebiliyor olması bu
konuya toplumsal bir gereksinim olduğunu göstermektedir.
2. Öğrenenlerin (hekimler-öğrenciler) klinik farmakoloji eğitimine
gereksinimi var mıdır?
Çalışmalar, hekimlerin karşılaştıkları advers etkileri bildirmemelerinde “advers
etkilerin akla gelmediği, gözlenmediği, gözlense bile yasal sorunlarla
karşılaşma korkusunun” etkili olduğunu göstermektedir (7,8). Klinik farmakoloji
eğitimi, toplumun yukarıda ifade edilen gereksinimlerine yanıt verecek öz
güvenli, yaşam boyu öğrenme, kendi kendini güncelleme (kanıta dayalı tıp
uygulaması) becerisine sahip ve akılcı ilaç kullanımı tutumu ile bireysel ve
toplumsal yarar sağlayacak hekimlerin yetiştirilmesi ile bireysel gereksinimlere
yanıt vermektedir.
3. Klinik farmakoloji eğitiminin hedefleri ve içeriği ne olmalıdır?
Klinik farmakoloji eğitimi için toplumsal dönüşümlere, sağlık sistem
değişikliklerine ve bireyleri ilaç kullanımı konusunda daha donanımlı hale
getirme gereksinimi tanımlandığında, bir sonraki aşama eğitim programı için amaç
ve hedeflerin belirlenmesidir. Hedefler belirlenirken yalnızca bilgi değil,
beceri ve tutum hedefleri de belirlenmektedir. Gereksinimlere dayanan bu tür bir
üçlü yapı (bilgi-beceri-tutum) öğrencinin mezuniyete hangi donanımla
ulaştırılacağını da göstermektedir. Hedeflerin belirlenmesi ile bir anlamda
klinik farmakoloji eğitimi ile ilgili sunulacak içerik de ortaya çıkmaktadır.
İngiltere’de General Medical Council hazırladığı “Tomorrow’s Doctors”
metni ile tıp eğitimi programlarının “öğrencilerin daha aktif öğrenmelerine
olanak sağlayacak, hastane dışında da eğitime katılacakları mekanların olacağı,
eğiticilerin doğrudan öğreten yerine daha çok kolaylaştırıcı rollerinin olacağı
ve öğrencilerin başta iletişim becerileri olmak üzere farklı beceriler
kazanmalarına fırsat verecek” biçimde yenilenmesini önermiştir (6). Bundan sonra
başta İngiltere’de olmak üzere Avrupa’daki tıp fakülteleri, öneriler
doğrultusunda eğitim programlarını iyileştirme çalışmalarına başlamıştır. Bu
çalışmalardan biri de “çekirdek içerik”in belirlenmesidir. Walley ve Webb
yürüttükleri bir çalışmada uzlaşı tekniklerinden biri olan Delphi tekniğini
kullanarak “klinik farmakoloji alanında çekirdek içeriği” belirlemiş ve 1997
yılında duyurmuştur (9,10,11,12) (Tablo 1).
Tablo 1: Mezuniyet öncesi klinik farmakoloji için önerilen çekirdek içerik (Walley ve Webb 1997)
|
Çekirdek bilgi ve anlayış · Temel farmakoloji · Advers ilaç reaksiyonları · İlaç etkileşimleri · Klinik toksikoloji · Reçetelemeyi etkileyen düzenlemeler · Klinik farmakokinetik · İlaç tedavisinin izlenmesi · Farmakogenetik · Yeni ilaç geliştirme · İlaç yönetimi |
Çekirdek beceriler · Aklıcı ilaç kullanımı · İlaç bilgisi · İletişim becerileri · Reçete yazma ve kayıt tutma · Özel gruplara reçete yazma (yaşlılar, çocuklar, karaciğer ve böbrek hastaları gibi) · Terapötik ilaç düzeyi izlemi · Hastanın tedaviye uyumu · Kanıtları kullanma
|
Çekirdek tutum · En iyi tedavi süreci · Gelecek için öğrenme · Bir deneme olarak reçete |
Çekirdek içerik mezuniyet öncesi eğitim içinde tüm öğrencilerin almasının zorunlu olduğu minimum içeriği ifade etmektedir. Farklı fakülteler bu çekirdek içeriğin üzerine başka içerikler de ekleyebilirler. Gerek seçmeli gerekse özel çalışma modülleri uygulaması ile çekirdek içerik dışında da içerik sunulabilir.
Çekirdek içeriğin belirlenmesinden sonraki aşama içeriğin eğitim programı içine
yerleştirilmesidir. Yerleştirmede basit konulardan karmaşık konulara doğru bir
hiyerarşi izlenir (4,5). Eğitim programının yapısal özelliği bu aşamada dikkate
alınmalıdır. Geleneksel tıp eğitimi programlarında, çekirdek bilgi aşaması temel
bilimlerle birlikte ilk üç yılda verilmektedir (2). Ancak çekirdek içeriğin
beceri ve tutum kısmının uygulanması ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Son
yıllardaki gelişmelere rağmen, halen pek çok kurumda tıp eğitiminin dördüncü
yılından itibaren stajlar boyunca klinik farmakoloji adına planlı bir aktivite
olmamakta, öğrenme süreci usta-çırak ilişkisine ve rol model uygulamasına
bırakılmaktadır. Bu durumun en önemli dezavantajı mezuniyete yönelik çekirdek
beceri ve tutumların edinilememesi, öğrenme sürecinin kontrol edilememesi,
dolayısıyla öğrencilerin toplumsal-bireysel gereksinimlere yanıt verecek
mezunlar olarak yetiştirilememesidir. Bu sakıncaların gözlenmesi nedeniyle
birinci yıldan son yıla kadar eğitim programlarının temel bilimlerle klinik
bilimlerin birlikte yürütüldüğü yapılar olarak entegre (dikey ve yatay) edilmesi
uygulamasına gidilmiştir. Entegre eğitim programları ile birlikte öğrenci “bir
konu etrafında ilgili temel ve klinik bilgiyi birlikte” almaktadır (3). Öğrenci,
ilaçlarla ilgili bilgilerin klinikte uygulamasının örneklerini görmekte ve
öğrenmesi daha kalıcı olmaktadır.
Artan bilgi yükü ve teknolojik gelişmeler ile bilgiye kolay ulaşım eğiticinin
rolünü de değiştirmiştir. Önceleri yalnızca bilginin kendisinde olması nedeniyle
öğretme fonksiyonu olan ve tek hakim olan eğitici yaklaşımı, yerini bilginin
“eleştirel değerlendirilmesi” konusunda öğrenciye rehber olmaya bırakmıştır (3).
Probleme dayalı öğrenme ile eğitici ve öğrencinin yeni rolleri bu anlamda yerini
bulmuş, öğrenci pasif öğrenen durumundan aktif, araştıran, tartışan ve karar
mekanizmalarını geliştiren konumuna yer değiştirmiştir. Bu öğrenme biçiminde
klinik farmakolojinin yeri de geleneksel modellere göre farklılaşmış, böylece
klinik farmakoloji ilk yıllardan son yıllara kadar basit içerikten karmaşık
içeriğe doğru öğrencide bilgi-beceri ve tutumu geliştirecek biçimde örgütlenerek
eğitim programı içinde yerini almıştır. Örneğin İngiltere’de Glasgow, Liverpool
ve Manchester Üniversitelerinde bu şekilde bir uygulama söz konusudur (2).
Harden tarafından önerilen “spiral müfredat” ile de ilk yıllardan başlayan basit
içerikle bilgi-beceri ve tutum kazandırmaya yönelik eğitim öğeleri son yıllara
kadar daha karmaşık olarak tekrarlanır (13).
Jones ve arkadaşları çalışmalarında probleme
dayalı öğrenme modelinde klinik farmakoloji için çekirdek içeriği tanımlamışlar,
içeriğin eğitim içinde yer alacağı modüllere ve yıllara göre dağılımı konusunda
bir öneri geliştirmişlerdir (14) (Tablo 2).
Tablo 2: Jones ve arkadaşlarının klinik farmakolojide çekirdek içerik önerileri (1997)
|
Farmakoloji başlığı |
Modül ismi |
Yıl |
|
İlaçlar nasıl çalışır? |
Sindirim güçlüğü |
1 |
|
İlaçlar vücuda nasıl alınır? |
Sindirim güçlüğü |
1 |
|
Hipersensitivite |
Astım |
1 |
|
İlaca yanıtta kişisel farklılıklar |
Anestezi |
1 |
|
Advers ilaç reaksiyonları |
Yara iyileşmesi Kontrasepsiyon İleri yaş |
1 2 2 |
|
Antibiyotik kullanmanın ilkeleri |
Yara enfeksiyonu |
1 |
|
İlaç ve toplum: ilaç kullanımı ve reçetenin paterni |
Yara iyileşmesi |
1 |
|
İlaç etkileşimleri |
Kontrasepsiyon |
2 |
|
Gebelik ve emzirmede ilaçlar |
Normal gebelik |
2 |
|
Aşırı doz |
İlaç istismarı |
2 |
|
İlaç bağımlılığı |
İlaç istismarı |
2 |
|
İlaçlar ve otonom sinir sistemi |
Hipertansiyon |
2 |
|
Hastalık ve ilaç yanıtı |
Sarılık |
2 |
|
Yaşlılıkta ilaç kullanımı |
İleri yaş |
3 |
|
Çocukta ilaç kullanımı |
Kronik çocuk hastalıkları |
4 |
|
İlaç bilgisi, reçeteleme / yeni ilaçlar |
Endokrin sorunlar |
4 |
Richir ve arkadaşları klinik farmakoloji eğitiminde “bağlama dayalı öğrenme” kavramını gündeme getirmekte, böylece HJM van Rossum’dan uyarladıkları şekil ile program içine yerleştirilmesine yönelik bir öneri sunarak öğrenciye ilerleyen yıllarla birlikte daha karmaşık ve tutum kazandıran bir içerik eğitim programı içine yerleştirilmektedir (15) (Şekil 2).

Şekil 2: Bağlama Dayalı Öğrenmeye Dayanan Bir Klinik Farmakoloji Eğitimi Tasarımı
Klinik farmakoloji eğitim hedef ve içeriğinin eğitim programı içine “açık ve gizli” yerleştirilmesi konusunda farklı fikirler vardır. Richir ve arkadaşlarına göre entegrasyon ile klinik farmakoloji konuları eğitimi içine dağıtıldığında öğrencinin bir bütün olarak algılaması zorlaşmaktadır (15). Bu nedenle eğitim programları içinde görünür-belirgin bir parça olarak bulunmasının önemi vurgulanmaktadır.
4. Klinik farmakoloji konuları hangi eğitim stratejileri ile daha etkin öğrenilebilir?
Toplumsal gereksinimler başlığında da belirtildiği gibi değişen dinamiklere uyum
sağlayan ve yaşam boyu öğrenen hekim gerekliliği, klinik farmakoloji hedef ve
içeriğinin de nasıl öğrenileceği konusunda fikir vermektedir. Öğrenmenin
yalnızca bilgi edinme olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitim boyunca iyi
planlanan bir bilişsel süreç ile bilgi, beceri uygulamaları ile görülebilir hale
gelecek, tutum kazandırıcı etkinlikler ile de yaşam biçimi haline dönüşecektir.
Eğitimde bilginin edinilmesinde okuma, sınıf dersleri, gerekli materyaller
(kütüphane olanakları, kaynak kitaplar, rehberler gibi), özel çalışma modülleri
gibi öğrencinin derinlemesine öğrenmesine olanak tanıyacak etkinlikler,
öğrendiklerini akranları ve eğiticiler ile tartışarak öğrenmeyi kalıcı hale
getireceği küçük grup tartışma oturumları ile proje-ödev hazırlama gibi eğitim
stratejilerinin kullanıldığı görülmektedir (4,5,15). Reçete yazma veya advers
etki bildirimi gibi becerinin kazandırılmasında ise küçük grup oturumları
kullanılabilir. Kanıta dayalı tıp uygulamaları ile ilaç bilgi kaynaklarına
ulaşma ve kullanma becerisi yanında eleştirel okuma becerileri kazandırılabilir.
İlaç seçme, hastalarla iletişim kurma ve en önemlisi öğrenmenin etkinliği ile
ilgili kendini değerlendirme (refleksiyon) gibi tutumların kazandırılmasında
simüle uygulamalar ve rol oynama gibi etkinlikler uygulanabilir (15). Bunların
yanı sıra bilgisayar destekli öğrenme ve kendi kendine öğrenme de kullanılan
stratejilerdendir. Planlamada, öğrencinin aktif katılımı ile etkin öğrenmenin
olabilmesi ve farklı düzeyde bir hedefin gerçekleşmesine katkı için birden fazla
stratejinin birlikte kullanılmasına dikkat edilmelidir (4,5). Eğitim
stratejileri içinde eğitici niteliklerinin ve uygulama ortamlarının da dikkate
alınması gereklidir. Klinik farmakoloji eğitiminin program içinde ilk yıldan
başlayarak süreklilik göstermesi, klinik ve temel bilimcilerin birlikte
çalışması gerektirmektedir. Oluşturulacak multidisipliner eğitici ekibinde
klinik farmakologlarla birlikte klinisyenler, eczacılar ve hatta hemşireler
bulunabilir (2). Multidisipliner yaklaşım aynı zamanda öğrencinin gelecekteki
çalışma ortamı bakımından da model olur.
Öğrenme ortamlarının gerçek çalışma koşullarına yakın veya içinde olması
“bağlama dayalı” öğrenmeyi de desteklemektedir (15). Böylece öğrenci ileride
çalışacağı koşullara yakın öğrenme ortamlarında daha etkin öğrenmektedir.
Öğrenme ortamı olarak dershaneler, ayaktan veya yataklı hizmetin verildiği
servis-poliklinikler kullanılabilir (5).
Eğitim stratejileri içinde öğrenme materyalleri de söz konusudur. Dünya Sağlık
Örgütü tarafından geliştirilen ve ülkemizde de kullanılan İyi Reçeteleme Rehberi
(Guide to Good Prescribing), Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan tanı ve
tedavi rehberleri, bağımsız ilaç bilgi kaynakları örnek olarak verilebilir
(16,17,18).
5. Klinik farmakoloji eğitiminin uygulanması hangi koşulları gerektirmektedir?
Planlamada klinik farmakoloji eğitiminin tamamı planlanmalı ve hangi sınıfta
hangi düzey hedeflerin uygulanacağına baştan karar verilmelidir. Öncelikle bir
pilot uygulaması yapılmalı, ön deneme ile gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra
tam program uygulanmalıdır (5). Uygulamanın yapılabilmesinde fakülte
yönetimlerinin idari ve mali desteği ve kararlılığı esastır. Küçük gruplarda
öğrenmenin hedeflendiği durumlarda eğitim için fiziksel mekan düzenlemeleri,
kendi kendine öğrenme için bilgiye ulaşma olanakları (kütüphane, internet gibi)
veya temel kitapların sağlanması gereklidir. Sınav mekanlarının da uygulama
bileşeni içinde planlanması zorunludur (5,15). Öğretim üyesi ve yardımcılarının
yanı sıra sınav uygulamaları için teknik destek verecek personel de mutlaka
planlamada dikkate alınmalıdır. Öğrenci sayısının az veya çok olması, uygulama
koşullarını planlamada önemli bir girdidir. Kalabalık sınıflarda küçük grup
uygulamalarının planlanması, yürütülmesi ve sınanması başlı başına bir sorun
teşkil etmektedir. Öğrenci sayısının azaltılamadığı durumlarda klinik
farmakoloji eğitiminin hedefleri, öğrenme-öğretme stratejileri planlamacılar
tarafından tekrar değerlendirilmelidir.
6. Klinik farmakoloji eğitiminin başarısı ve programın etkinliği nasıl
değerlendirilir?
Değerlendirme başlığında öğrencilerin başarısının değerlendirilmesi ve eğitim
programının etkinliğinin değerlendirilmesi olmak üzere iki temel konu yer
almaktadır.
Öğrenci başarısının değerlendirilmesinde hedefler ana çıkış noktasını
oluşturmaktadır. Miller’ ın piramidinde ifade edildiği gibi öğrenci başarısını
değerlendirmenin en alt basamağı bilgiyi değerlendirmektir (15). Bilginin
değerlendirilmesini yeterlik ve performans değerlendirme izler. Bilgi ve
becerinin gerçek yaşama yansıma durumunu ise değerlendirmek daha zordur. Ancak
yapılamaz değildir. Bilgiye dayalı hedefler yazılı sınavlar, çoktan seçmeli
sınavlar gibi farklı sınama teknikleri ile değerlendirilebilir (4,12,14). Ancak
beceri ve tutum hedeflerinin değerlendirilmesinde uygulamalı sınama
tekniklerinin kullanılması gereklidir. Böylece öğrenci simüle koşullarda gerçek
yaşama dönük olgular için ilaç seçme, reçete yazma, hasta ile iletişim
becerisini gösterme konusunda sınanabilir. Bunun için en çok objektif
yapılandırılmış klinik sınavlar (objective structures clinical examination;
OSCE) kullanılmaktadır. OSCE’de farklı amaçlarla (reçete yazma, hastaya
bilgi verme, ilaç yan etkisini değerlendirme gibi) düzenlenmiş istasyonlarda
öğrenciden belli zaman dilimi içinde bir performansı yerine getirmesi istenir
(12, 15). Ayrıca standart açık uçlu sorular (standard open question; SOQ)
ile yapılan sınavlarda öğrencilere, verilen yazılı olgular için nasıl ilaç
seçtikleri, seçilen ilaç tedavisi ile hasta bilgilerini nasıl harmanladıkları,
ilacın etkinliğinin nasıl izleneceği konularında soru sorulmaktadır. Böylece
öğrencinin doğru ilacı seçip seçmemesinden ziyade ilaç seçme ve hastada uygulama
sırasındaki karar mekanizması hakkında bilgi edinilmektedir. Maxwell ve Walley
(2003) eğitim programının entegre edilme durumu ile entegre öğrenci başarısı
değerlendirmenin de yapılabileceğini bildirmektedirler (12).
Değerlendirmenin bir diğer bileşeni programın değerlendirilmesidir. Programın
değerlendirilmesi yürütülen eğitimin geleceği konusunda fikir yürütmeyi sağlar.
Elde edilen veriler ışığında programın devamına, iyileştirmelerin yapılmasına
veya tamamen uygulamadan kaldırılmasına karar verilir (4). Eğitim programının
etkinliğini değerlendirmede farklı teknikler kullanılmakla birlikte en fazla
bilinen Donald Kirkpatrick tarafından 1975 yılında geliştirilen dört aşamalı
(reaksiyon, öğrenme, davranış ve sonuçlar) eğitim etkinliğini değerlendirme
modelidir (19,20). En sık kullanılan öğrencilerin eğitim programına karşı
gösterdikleri reaksiyonun yani geribildirimlerin değerlendirilmesidir. Ancak
öğrenci geribildirimleri en sık kullanılmakla birlikte, sınırlı bilgi verdiği
unutulmamalı, bir eğitim programının kişide davranış değişikliği yaparak yol
açtığı toplumsal sonuçları da daha üst düzeyde değerlendirilmelidir. Kirkpatrick
dışında yöneticilerin karar vermelerine yardım etme amaçlı Stufflebeam
tarafından geliştirilen bağlam, girdi, süreç ve etki (CIPP) algoritması veya
eğitim programının kaynakları, aktiviteleri, çıktısı ve kısa-uzun vadeli
hedefleri arasında bağlantı kurarak değerlendirme yapmaya izin veren Logic
Model de programın etkinliğinin değerlendirilmesinde kullanılır (21, 22,
23,24).
Eğitim programı değerlendirme çalışmalarının programın hedeflerinin belirlenmesi
ile başladığı ve her aşama ile bağlantılı olduğu unutulmamalıdır. Bir diğer
önemli konu ise değerlendirme amacıyla zaman zaman kurumlarda elde edilen
verilerin kullanılmamasıdır. Veriler doğrultusunda değişiklikler veya
iyileştirmeler yapmak bazen güçlükler içerebilir, ancak eğitimin amacına
ulaşması ve gereksinimlere yanıt vermesi için de önemi göz ardı edilemez.
Klinik farmakoloji eğitimin değerlendirilmesi ile ilgili örneklere bakıldığında
Vollebregt ve arkadaşları çalışmalarında farklı fakültelerde okuyan öğrencilere
uygulanan eğitimi öncesi-sonrası ve dokuz ay sonraki değerlendirmeler ile
karşılaştırmışlar ve bilişsel beceriler üzerine daha etkili olan eğitim programı
hakkında bilgi edinmeye çalışmışlardır (25). Benzer biçimde Oshikoya ve
arkadaşları öğrenci geribildirimi ile klinik farmakoloji eğitiminin etkinliğini
değerlendirmekte, eğitimin bilgi edindirmede yeterli olmasına rağmen öğrencilere
reçete yazma ve çocuk dozlarını hesaplama gibi alanlarda beceri
kazandıramadığını, sonuç olarak da ülkelerinde (Nijerya) klinik farmakoloji
eğitimin yetersiz olduğunu ifade etmektedirler (26). Rosebraugh ve arkadaşları
çalışmalarında advers etkilerin izlenmesi ile ilgili eğitim verilen ve
verilmeyen öğrencilerin performans değerlendirmeleri arasında anlamlı
farklılıklar bulmuş ve eğitim programı geliştiren ekibe programda değişiklik
yapmaları için öneri geliştirmişlerdir. Hilmer ve arkadaşlarının yaptığı
çalışmada ise intörnlerin verilen yazılı senaryo olgularına güvenli reçete yazma
durumları değerlendirilmiş ve klinik farmakoloji eğitimi konusundaki görüşleri
alınmıştır (20). İntörnler klinik farmakoloji eğitimini çok beğendiklerini
belirtmekle birlikte reçete yazma uygulamalarında ciddi hatalar saptanmıştır.
İlk bölümde eğitim programının temel bileşenleri, ikinci bölümde ise klinik
farmakoloji özelinde bir eğitim programı geliştirilirken hangi soruların
sorulacağı ve olası yanıtlar üzerinde durulmuştu. Ancak bu sorulara literatürler
ışığında yanıt vermede hala sınırlılıkların olduğu unutulmamalıdır.
Sınırlılıklar kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir;
• Özellikle geleneksel tıp eğitimi programlarından kaynaklanan disiplinlerin
sınırlarının olması ve eğiticilerin içerik ve sınama olarak bağımsız olma
istekleri, program içine entegrasyon ve multidisipliner çalışmayı gerektiren
klinik farmakoloji eğitimini zora sokabilir.
• Klinik farmakoloji eğitiminin mezuniyet sonrasındaki uygulamalara akılcı ilaç
kullanımı tutumu olarak yansımasının değerlendirilmesi zaman ve sabır
gerektirmektedir. Ayrıca elde edilen verinin mezuniyet öncesindeki eğitime
atfedilmesinde sıkıntılar olabilir.
• Klinik farmakoloji eğitimini planlayanların işlerinin planlama ile bitmediğini
bilmesi gerekir. Eğitim programının, mezuniyet öncesi tıp eğitimi programındaki
değişikliklere ayak uydurması yanı sıra günün koşullarına, değişen sağlık
sistemlerine ve hastalık örüntülerine göre güncellenmesi gerekliliği
unutulmamalıdır. Güncellenmeyen hedef ve içerikler gereksinimleri karşılamaktan
uzaktır. Eğitim programı değerlendirme çalışmaları bu konuda planlayıcılara yol
gösterecektir.
SONSÖZ
Tıp alanındaki gelişmeler ve uygulamalar tıbbi hataları da beraberinde
getirmektedir. Araştırmalar, ABD’de hastaneye başvuru nedenlerinin % 1-2’sini
ilaç kullanımına bağlı sorunların oluşturduğu, bunların da büyük bölümünün
reçeteleme hatalarından kaynaklandığını göstermektedir. Dean ve arkadaşlarının
yaptığı bir çalışmada dört haftalık bir süre içinde reçeteleme hata oranı % 1.5
olarak bulunmuş, bunların da yaklaşık dörtte biri ciddi hatalar olarak
değerlendirilmiştir (7).
Türkiye için advers etki ve reçeteleme hatası oranları gibi verilere halen
ulaşılamamaktadır. Sosyal güvenlik kurumunun “geri ödeme sınırlamaları” dışında
ülkemizde hekimlerin akılcı ilaç seçimi ve reçetelemesini geliştirici,
eczacıların akılcı ilaç satışını sağlayıcı ve hastaların da kendi kendine ilaç
kullanımını önleyici girişimler genelde bireysel ve sınırlı sayıdadır.
Sonuç olarak; ilaç kullanım döngüsünün önemli paydaşlarından olan hekimlerin
yetiştirilmesinde, ülkenin öncelikli sağlık sorunlarının çözümüne odaklı,
gereken bilgi, beceri ve tutuma ilişkin donanım kazandıran bir mezuniyet öncesi
eğitim programının “klinik farmakoloji” eğitimi olmadan gerçekleştirilemeyeceği
açıktır.
İletişim kurulacak yazar
Yrd. Doç. Dr. Hatice Şahin
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Anabilim Dalı,
Bornova-İzmir 35100, Tel: 0 232 3901832, Faks: 0 232 3436770
Email: hatice.sahin@ege.edu.tr
KAYNAKLAR
1. Report of a Working Party from the Royal College of Physicians.
Clinical Pharmacology and Therapeutics in a Changing World. Royal College of
Physicians of London; 1999: 1–76.
2. Orme MC L’E. Clinical pharmacology education in Europe: undergraduate
through postgraduate to continuing professional development. American Journal of
Therapeutics 2003; 10: 462–464.
3. Dent J, Harden RM. A practical guide for medical teachers. Churchill
Livingstone. 2009 UK.
4. Demirel Ö. Kuramdan uygulamaya eğitimde program geliştirme. PegemA
Yayınevi. 2002 Ankara.
5. Kern DE, Thomas PA, Howard DM, Bass EB. Curriculum Development for
Medical Education: A Six-step Approach. Johns Hopkins Press; 1998. Baltimore
USA.
6. General Medical Council. Tomorrow’s Doctors: Recommendations on
Undergraduate Medical Education. General Medical Council; 2003.
7. Dean B, Schachter M, Vincent C, Barber N. Prescribing errors in
hospital inpatients: Their incidence and clinical significance. Quality & Safety
in Health Care; 2002; 11:340-344.
8. Eland IA, Belton KJ, van Grootheest AC, Meiners AP, Rawlins MD,
Stricker BHC. Attitudinal survey of voluntary reporting of adverse drug
reactions. Br J Clin Pharmacol 1999; 48, 623–627.
9. Rosebraugh CJ, Tsong Y, Zhou F, Chen M, Mackey AC, Flowers C, Toyer D,
Flockhart DA, Honig PK. Improving the quality of adverse drug reaction reporting
by 4th-year medical students. Pharmacoepidemiology and Drug Safety 2003; 12:
97–101.
10. Walley T, Webb DJ. Core content of a course in clinical pharmacology.
Br J Clin Pharmacol. 1997;44:171–174.
11. Walley T, Webb DJ. Developing a core curriculum for clinical
pharmacology and therapeutics: A Delphi study. Br J Clin Pharmacol.
1997;44:167–170.
12. Maxwell S, Walley T. Teaching safe and effective prescribing in UK
medical schools: a core curriculum for tomorrow’s doctors. Br J Clin Pharmacol
2003; 55: 496–503.
13. Harden RM. What is a spiral curriculum? Medical Teacher 1999; 21:
141-143.
14. Jones GL, Walley T, Bligh J. Integrating clinical pharmacology in a
new problem based medical undergraduate curriculum. Brj Clin Phorrnocol 1997;
43: 15- I9.
15. Richir MC, Tichelaar J, Geijteman ECT, de Vries TPGM. Teaching
clinical pharmacology and therapeutics with an emphasis on the therapeutic
reasoning of undergraduate medical students. Eur J Clin Pharmacol 2008; 64:
217–224.
16. World Health Organization. Guide to Good Prescribing - A Practical
Manual. 1994 Geneva, Switzerland.
17. World Health Organization. Teacher's Guide to Good Prescribing. 2001,
Geneva, Switzerland.
18. TC. Sağlık Bakanlığı. Tanı ve Tedavi Rehberi. 2003.
19. Kirkpatrick DL. Evaluating training programs: the four levels.
Berrett-Koehler Publishers, USA 1998.
20. Hilmer SN,Seale JP, Le Couteur DG, Crampton R, Liddle C. Do medical
courses adequately prepare interns for safe and effective prescribing in New
South Wales public hospitals? Internal Medicine Journal 2009;39:428–434. http://uidaho.edu/extension/LogicModel.pdf
(erişim tarihi: 12 Aralık 2009).
21. Stufflebeam DL, Madaus GF, Kellaghan T. Evaluation models: viewpoints
on educational and human service. Kluwer Academic Publishers, USA 2000.
22. Stufflebeam DL. The CIPP Evaluation Model. http://www.wmich.edu/evalctr/pubs/CIPP-ModelOregon10-03.pdf
(erişim tarihi: 12 Aralık 2009).
23. Taylor-Powell E, Henert E. Developing A Logic Model: Teaching and
Training Guide 2008 http://www.uwex.edu/ces/pdande/evaluation/pdf/lmguidecomplete.pdf
(erişim tarihi: 12 Aralık 2009)
24. McCawley PF. The Logic Model for Program Planning and Evaluation.
25. Vollebregt JA, Metz JCM, de Haan M, Richir MC, Hugtenburg JG, de
Vries TPGM. Curriculum development in pharmacotherapy: testing the ability of
preclinical medical students to learn therapeutic problem solving in a
randomized controlled trial. Br J Clin Pharmacol 2005;61: 345–351.
26. Oshikoya KA, Senbanjo IO, Amole OO. Interns' knowledge of clinical
pharmacology and therapeutics after undergraduate and on-going internship
training in Nigeria: a pilot study. BMC Medical Education 2009; 9:50.
Ekler
Cv- Yrd. Doç. Dr. Hatice ŞAHİN
| Türk Farmakoloji Derneği | Türk Farmakoloji Derneği - KFÇG | 1024*768 | IE 5+ |
